Covid-19’un Hava Yoluyla Bulaştığı İspatlandı!

COVID-19 salgının başlamasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen vakalar yeniden artmakta. Bu süreçte COVID-19'u test etme ve yönetmelerimiz gelişti ve SARS-CoV-2 hakkında çok şey öğrendik ancak bu virüsün nasıl yayıldığı ile ilgili tartışmalar halen devam ediyor.


Solunum yolu virüslerinin başlıca üç bulaşma yolu vardır. Birincisi enfekte olmuş kişi ile doğrudan temas veya kontamine olmuş bir yüzeye dokunma yolu ile bulaş. İkincisi, enfekte olmuş bir kişinin yanındayken ya da yakınındayken havada asılı kalan küçük/büyük damlacıkların iletimi yolu ile bulaş. Üçüncüsü ise, havada asılı kalmış bu küçük damlacıkların ve parçacıkların uzun süre asılı kalıp hava yolu ile daha uzun mesafeleri kat etmesi sonucu ortaya çıkan bulaş.


Pandeminin ilk aşamalarında endişe duyulan nokta yüzey bulaşı ile ilgili idi. Ancak son araştırmalar SARS-CoV-2’nin cansız yüzeyde günlerce varlığını sürdürmesine rağmen, bu yüzeylerde yapılan kültürleme girişimlerinin başarısız olması, bu yol ile virüsün bulaş ihtimalinin düşük olduğunu gösterdi.

Enfeksiyon kontrol kılavuzlarında, birçok solunum yolu virüsü bulaşının başka bir kişiye yakın öksürme, hapşırma ve nefes yolu ile üretilen büyük enfekte damlacıklardan meydana geldiği belirtilmektedir. İşte buradan yola çıkarak sosyal mesafe halk sağlığını korumak amaçlı temel yaklaşım olarak ele alındı. Ancak bulaşı önlemek için önerilen güvenli mesafe DSÖ tarafınan 1 mt önerilirken, NHS tarafından bu mesafenin 2mt olarak önerilmesi insanlar arasında güvenli mesafe ile ilgili kafa karışıklığı yarattı. Sosyal mesafenin etkili olabilmesi için enfekte olmuş solunum partiküllerinin yere düşmesi veya bulaşmaya neden olmamak için kaynakta 2mt mesafede yeterince düşük konsantrasyonlarda olması gerekir. Çalışmalar ve klavuzlar şimdiye kadar büyük ve küçük parçacıkların ayırt edilebilmesi için için 5 μm'lik bir eşik kullanmıştır, ancak araştırmacılar şimdi 100 μm'lik bir boyut eşiğinin parçacıkların aerodinamik davranışını daha iyi ayırt ettiğini ve 2 m içinde yere düşen parçacıkların 60–100 μm boyutunda olmasının muhtemel olduğunu düşünmektedirler. Araştırmacılar ayrıca enfeksiyöz aerosollerin partikül boyutlarını da ölçtüler ve patojenlerin en yaygın olarak havayla taşınan ve solunum yolu ile iletilen küçük partikül aerosollerinde (<5 μm) bulunduğunu gösterdiler.


Başlangıçta SARS-CoV-2'nin havadan bulaşmasının olası olmadığı düşünülüyordu, ancak artan kanıtlar, enfektif mikro damlacıkların havada asılı kalacak kadar küçük olduğunu ve kişileri enfekte bir kişiden 2 metrenin ötesindeki mesafelerde dahi maruziyete sebep olabileceğini vurguladı.


Bu bilgi, doğrudan veya dolaylı temas halinde olmayan kişilerde dahi vakaların yayılması çalışmaları tarafından destekleniyor, bu da bulaş yolları içerisinde havadan bulaşmanın en olası yol olduğunu göstermektedir. Temmuz ayında, 200'den fazla bilim insanı, insanların mevcut tavsiyelere uyarak tam olarak korunamayacaklarından endişe duyduklarından, uluslararası kuruluşları COVID-19'un havada yayılma potansiyelini tanımaya çağıran bir bildiri yayınladı.


CDC, 5 Ekim 2020’de sayfasını güncellediğinde COVID-19 enfeksiyonunun belirli koşullar altında havadan virüse maruz kalmasından kaynaklanabileceğine dair artan kanıtlar olduğunu söyledi. 2 metreden uzak insanlarda görülen bulaşma vakaları, havalandırması zayıf olan kapalı alanlarda ve tipik olarak enfekte bir kişiyle 30 dakikadan daha uzun süre maruziyet sonucu meydana gelmiştir. CDC, enfeksiyonların çoğunun yakın temas yoluyla yayıldığını ve havadan bulaşmanın birincil bulaşma yolu olmadığını açıkça belirtti.


Damlacık veya havadan bulaşma ana bulaş yolu olsun yada olmasın, enfeksiyon riskinin havalandırmanın daha iyi olduğu yerlerde çok daha düşük olduğu bilinmektedir. Kuzey yarın kürede yaklaşan kış dışarıda sosyalleşme ve egzersiz yapma fırsatlarını zorlaştırırken COVID-19 bulaşma riskinin yükselmesi ile ilgili endişeler de artıyor. Halk sağlığı kılavuzlarının artık insanlara kapalı ortamlarda riskle nasıl başa çıkacakları ile ilgili tavsiyeler sunması gerekiyor ve birçok ülkede toplu taşıma, kapalı mekân alışverişi ve toplantılar için maske takmak zorunlu hale geliyor.


Halk sağlığı kılavuzlarının artık insanlara kapalı ortamlarda riskle nasıl başa çıkacaklarını tavsiye etmesi gerekiyor ve yüz maskeleri takmak birçok ülkede toplu taşıma, kapalı mekân alışverişi ve toplantılar için zorunlu hale geliyor. Yüz maskeleri ve kalkanlar büyük damlacıklara karşı koruma sağlamaktadır ancak havadan iletime karşı etkinlikleri net değildir. Bulaştan korunmak için iç mekanlarda zaman geçirmeye yönelik tavsiyelere, havalandırmanın iyileştirilmesine ve kalabalık alanlardan kaçınılmasına odaklanılmalıdır.


2021 yaklaşırken, insanlar pandeminin hayatlarına getirdiği aksaklıklardan bıkıyorlar ve katı kurallara ve tecrit önerilerine uyma istekleri azalabilir. Tüm dünyada COVID-19 vakaları arttıkça, iletim yollarını daha iyi anlamamız gerekiyor. . Yeni araştırmaları benimsememiz ve eski verilere dayanan tavsiyelere güvenmememiz çok önemlidir, böylece pandemik yorgunluk karşısında daha net ve etkili enfeksiyon kontrol rehberliği sağlanabilir.

Kaynak: https://www.thelancet.com/journals/lanres/article/PIIS2213-2600(20)30514-2/fulltext

7 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör